Öğretmenliğin Tanımı Nedir?

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

ogretmen2

“Okullarda öğretim vazifesinin güvenilebilir ellere teslimini, memleket evladının, o vazifeyi hem bir meslek hem bir iedal sayacak üstün ve saygıdeğer öğretmenler tarafından yetiştirilmesini sağlamak için öğretmenlik, diğer  serbest ve yüksek meslekler gibi, derece ve ilerlemeye ve her halde refah sağmaya uygun bir meslek haline getirilmelidir. Dünyanın her tarafında öğretmenler insan toplumunun en fedakar ve saygıdeğer unsurlarıdır.”

K.ATATÜRK[1]

12 Mart 1071 ve tarih 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’ nun 43. maddesinde  öğretmenlik mesleği şöyle tanımlanmıştır;

“Madde 43 – Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.

Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedegojik  formasyon ile sağlanır.

Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisans üstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkan verecek biçimde düzenlenir”[2]

Öğretmenliğin tanımı 7.4.1924 tarihli Orta  Tedrisat Öğretmenleri Kanunu’ nun birinci maddesinde, “Öğretmenlik, devletin umumi hizmetlerinden talim ve terbiye vazifesini üzerine alan, müstakil sınıf ve derecelere ayrılan bir meslektir.” şeklindedir. Öğretmenlik uluslar arası belgelerde de “İnsan kişiliğinin geliştirilmesi ve toplumun kalkınmasında ikili bir işlev üstlenen ve bu işlevini akademik özgürlük içinde gerçekleştiren kişi” diye tanımlanmaktadır. [3]

Beuchamp ve Lane’ nin yaptıkları incelemelere göre öğretmen öğrencinin arkadaşı savunucusu ve öğreticisi olarak algılanmaktadır.Gibson ve Mitchell’ e göre öğretmen, rehber olarak sınıf öğretmenliği, dinleyici danışmanlık,gizli güç keşfediciliği, meslek eğiticiliği yaparak rehberlik hizmetlerinin yürütülmesinde görev almak durumundadır.Wrag’ a göre ise öğretmen sosyal çalışmacıdır ve sosyal sorunlarla uğraşır.[4]

Öğretmen eğitimin temel unsurudur, vazgeçilmez ve yeri doldurulamaz. Toplumdaki her güzellikte, iyilikte ve doğrulukta öğretmenin emeği vardır. Bilgiden ziyade yol gösterici bir rehberdir. Rehberlik için sadece bilgisini değil, yaşama sevinci, coşkusu ve heyecanı ile insan sevgisini de katar. Demokratiktir aynı zamanda, öğrencisiyle sevgi ve saygıya dayalı, tüm iletişim kanallarının açık olduğu bir ilişki kurar, ilişki de korku, baskı ve kaygı gibi antidemokratik tutumlara yer vermez.[5]

 

Öğretimin hareket ettiricisi ve düzenleyicisi olarak vazgeçilmez ve önemli bir öğesidir. Öğrenme için gerekli uygun ortamları hazırlamakta, gerekli araç gereci temin etmekte, öğretim süreci boyunca da yol gösterici ve rehberlik görevini yerine getirmektedir. Eskiden öğretim faaliyeti tek yönlü ve öğretmen merkezli gerçekleşirken çağımız eğitim sistemlerinde gelişen teknoloji ile beraber öğretmen merkezden çıkmış ve rehber, yol gösterici rolünü üstlenmiştir. Kullanılan çok çeşitli öğretim materyali ve çağdaş metot ve tekniklerle öğrenci bilgiye ulaşmakta, bu süreçte öğretmen gerektiği yerde yönlendirme şeklinde müdahalelerde bulunmaktadır. Öğretim ortamını faaliyete uygun, keyifli ve ilginç hale getiren de öğretmendir. Yaşanan tüm gelişme ve değişmelere rağmen eğitim öğretim sürecinde vazgeçilmez anlamı olan yerini korumaya devam etmektedir.[6]

 

Günümüzde öğretmenin görevleri bilgi aktarma daha sonra bu bilgileri sınavla değerlendirme gibi dar bir görev alanı bulunmamaktadır. Günümüz öğretmenlerini çok kaynak kullanmak ve öğrenciye kaynak önermek, problem çözmek için yeni yollar üretmek onların çözmesi için de rehberlik etmek, kendini geliştirmek meslekte gelişmeleri takip etmek, öğrencilerin bireysel ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunmak, boş zamanlarını değerlendirme ve gelecekle ilgili doğru adımlar atma ve seçimlerde bulunma konusunda yardımcı olmak gibi misyonları vardır.

 

Öğretmenler toplumu  okul yolu ile öğrencilerde davranış geliştirme, nitelikli insan gücü ve çeşitli mesleklere eleman yetiştirme gibi yöntemlerle etkilemektedir. Ankara Üniversitesi öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada  öğrencilerin %30 u öğretmenlerinin kişilik gelişimlerini etkilediğini kabul etmiştir. Diğer taraftan okul dışı faaliyetlerle de öğretmenler toplumu etkilemektedir. Yaşadıkları bölgenin en bilgili, tecrübeli ve bu anlamda güvenilir insanları arasında yer aldıklarından çevrelerini çok etkiledikleri kabul edilir. DTP’ nin yaptığı bir araştırmada öğretmenlerin köydeki yeniliklerin %14,1’inde direk etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Yine Fransa Cumhuriyetin kabulü ve yerleşmesinde ne kadar etkili olduklarını fark edince öğretmenlere “İnstituer” ünvanı vermiştir. [7]

 

Mustafa Kemal ATATÜRK 1924 Öğretmenler Birliği Kongresi’nde söylediği “Öğretmenler, cumhuriyetin özverili öğretmen ve eğiticileri, yeni kuşağı sizler yetiştireceksiniz. Yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır. Eserin değeri sizin ustalığınız ve özveriniz derecesiyle orantılı olacaktır… Hiçbir zaman aklınızdan çıkmasın ki, cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”  sözleri Ata’ nın öğretmenlere verdiği değeri ve onlardan ülkenin geleceğinde çok önemli işler beklediğini göstermektedir. Tıpkı “Asker olmasaydınız ne olmak isterdiniz?” sorusuna verdiği  öğretmen olmak cevabı gibi…[8]

 

Henry Van Dyke ” O, mesleklerin en az gelir getireni,ama insanı en çok ödüllendirenidir.Eğer sevmiyorsan girme, çoğu kimseye ne servet, ne de şöhret vaat eder, fakat sırf kendi hatırı için onu severlere,insanlığın soyluluk ünvanını bahşeder.” sözü öğretmenlerle ilgili kabul gören görüşlerdendir. Yine Halide Edip ADIVAR’ ın dile getirdiği Anadolu’nun küçük bir kasabasında görev yapan Aliye öğretmenin yemini işe yürekleri şöyle ısıtır. ” Toprağınız toprağım, eviniz evim, burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım;vallahi ve billahi.”[9]

 

 

“Öğretmenler sonsuzluğu etkiler; bu etkilerinin   nerede son bulacağını da bilmezler.”  diyor  Henry Ward. Tüm uzmanlar   eğitimin  evde başlayıp sosyal çevre ve sonrasında okulda devam ettiği konusunda aynı fikirdedir. Okul eğitimin odak noktasının öğretmenler olduğu da uzmanlarca kabul edilen ortak bir fikirdir. Eğitimin kurumsallaşması öğretmenliği bir meslek haline getirmiş ve giderek öğretmenin insan yanı, örnek dışı davranışlarla göze çarpar olmuştur. Realizm ” öğretmen; kültürü kendinden bir şey katmadan nakleden görevlidir” derken, pragmatizm ” öğretmen bir rehberdir” görüşünü savunur. Almanya’nın Fransa’ya karşı kazandığı Sedan zaferinden sonra Bismark ” 1866-1870″ savaşlarının gerçek galibi Alman İlkokul Öğretmenleridir” demiştir.[10]

 

Öğretmenlik mesleğini daha önceden her meslek gurundan aydın yapabilmekte idi. 13 Mart 1924 tarih ve 439 sayılı Orta Tedrisat Muallimleri Kanunu’nun 1. maddesinde                 ” Muallimlik devletin umumi hizmetlerinden talim ve terbiye vazifesini üzerine alan müstakil sınıf ve derecelere ayrılan bir meslektir.” şeklinde ifade edilirken 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu”nun  43. maddesindeki ifadesi ise ” Öğretmenlik, Devletin Eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir” şeklindedir.[11]

 

İnsan yaratılmışların en seçkini, en donanımlısı, en bilinçli olanı; ama aynı zamanda en vahşi, en acımasız, en anlaşılmaz davranışların da sahibi. Onun için insan hayatında eğitim; davranışlarını doğru yönlendirmede ve diğer hemcinslerinin hakkına tecavüz etmesinin engellenmesinde birinci derecede etkilidir. Öğretmen görevini yaparken bu önceliği asla ihmal etmemelidir.

 

Öğretmen mağrur değildir. Bilir ki her öğrendiği ve öğrenmekle yükümlü olduğu bilgi ona ne kadar az şey bildiğini hatırlatmaktadır. Tıpkı L. Sterne’ nin ifade ettiği gibi, ” İlme karşı duyduğumuz ilgi öyle bir susuzluğa benzer ki, içtikçe daha fazla susarsınız.” Bilgilerini paylaştığı insanların saygısını kazanacağını bilir ve bu onu mutlu eder. Öğretmen hiçbir zaman her şeyi bildiğini iddia etmez ancak, var olan bilgisini hayatına yansıtır. [12]

 

Öğretmen her şey değil her şeye açılan kapı olmalıdır. Öğrencilere kapıyı açacak anahtarı sunmalı, bunu yaparken de kapı açılınca karşılarına çıkacaklar konusunda onları bilgilendirmeli ve hazır hale getirmelidir. Öğretmen temel değerler de ittifak halinde olmalı, ayrıntılarda çocukları özgür kılmalıdır. Görecektir ki sınıfında kendini bile hayretler içinde bırakan bir hayal ve umut denizi oluşacak o güne kadar duymadığı yeni ufuklar keşfedecektir. [13]

Ülkemizde öğretmenlik mesleğine itibar her geçen gün azalmış “öğretmen de mi olamadın?”düşüncesi yaygınlaşmaya başlamıştır. Okullarımız sadece yeterli sayıda öğretmene muhtaç değildir; aynı zamanda bilgili, yetenekli, mesleğine bağlı, iyi yetişmiş öğretmenlere ihtiyaç vardır. Ülkemizdeki anlayış ise “bilen herkes öğretmen olur”  yönündedir. Oysaki birçok badireler atlattığı halde Avrupa’ nın önemli ülkelerinden biri olan Almanya’ da en zeki ve başarılı öğrenciler öğretmen olmaktadır.[14]



[1] ATAÜNAL Aydoğan,Öğretmenlik Mesleğine Giriş ve Nasıl bir İnsan?,20 Mayıs Eğitim,Kültür ve Sosyal Dayanışma Vakfı Yayını:3,İstanbul,2000,s.52

[2] 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu,Resmi Gazate, 24/06/1973 – 14574.

[3] Ali, Karaçam,Başarılı Öğretmenin Portresi,Bilge Yayınları, İstanbul,2001,s.17.

[4] Meltem,YALIN, İlköğretim Birinci Kademe Öğretmenlerinin Problemleri ve Çözüm Önerileri,Yüksek Lisans Tezi,İzmir,2001,s.15.

[5] A.g.e.,ss.52-53.

[6] BÜYÜKKARAGÖZ, S.Savaş, Genel Öğretim Metodları, Beta Yaynevi,İstanbul,1999,s.32.

[7] Meltem,YALIN,İlköğretim Birinci Kademe Öğretmenlerinin Problemleri ve Çözüm Önerileri,Yüksek Lisans Tezi,İzmir,2001,s.15-16.

[8]Erdem,CANPOLAT,Türkiyenin Eğitim Sistemi Arayışları İçinde Köy Enstitüleri Eğitim Uygulamaları, Kazanımları ve Kayıpları,Beykent Üniversitesi, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi,İstanbul,2006,s.6.

[9] Adem,ORAKÇI,”Ayrıcalıklı Bir Meslek Öğretmenlik”, Bilim Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi,Ankara,Kasım,2006,S.69.,s.?

[10] Ahmet,ORHAN,Cumhuriyet Dönemi Öğretmen ve Örgütlenmesi ve Hukuki Dayanakları”,Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı,İstanbul,2001,s.15.

[11] ORHAN,a.g.e.,s17-18.

[12] İsa, BAYRAK,Öğretmenin Gücü,Hayat Yayınları,İstanbul,2004,s.67.

[13] İsa,BAYRAK,Öğretmenin Gücü,Hayat Yayınları,İstanbul,2004,s.82.

[14] Ali, Karaçam,Başarılı Öğretmenin Portresi,Bilge Yayınları, İstanbul,2001,ss.20,21.

Öğretmenliğin Tanımı Nedir? YAPILAN YORUMLAR